Geçen haftadaki sayfa görünümleri

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Kadınlar inanılmaz zeki ve pratik varlıklar...


Kadınlar çok zeki...

İlk başta o kadar basit olduğunu anlamayıp bu ne ki, aaa süper tarife kolayca ve temiz bir şekilde bakabilmek için aparat derkeeennnn, aaa askııı dedim :) ve gülmeye başladım.
Bunu yapan yalnızca bir kadın olabilirdi. Erkeklere verseniz, buna 15 dk'da etek bile yerleştiremez. Ama biz etek de asarız, tarif de :)

Bir kez daha kadın olmakla gurur duydum... Çünkü, çok pratik ve zekiyiz...

Patates Püreli Fırında Et


Bu yemek de diğer bir çok yemeğim gibi benim elimdeki ve dolabımdaki malzemeleri kullanarak kafamdan uydurduğum bir yemek :) İşte böyle böyle insan kendi el lezzetini ve tarzını oluşturuyor. Hep başkalarının yemeğini ya da bilinen tarifleri yapmakla olmuyor.

Dün akşam işyerinde arkadaşım Lale bizdeydi, bu yemeği onun için yaptım, çok lezzetli olduğunu düşündüğüm patates püremi tatmasını istedim. Onun tarifini de ayrıca vereceğim.

Malzeme:
4 adet bonfile/kontrafile/antrikot (hangisi var ise, tabii ki en güzeli bonfile) şeritler haline doğranmış
100 ml Krema
2 adet Kabak
4 adet Patates
3 yemek kaşığı Tereyağı
6-7 ince dilim Kaşar Peyniri
Sarımsak/Sarımsak Tozu
1,5 çay bardağı süt

Yapılışı:
Önce patatatesleri,soyup iyice yıkayıp, enine ince olacak şekilde doğruyoruz. Bu şekilde kaynatması daha kolay olur.
15-20 dk kadar kaynattıktan sonra. (Ben püreyi mutfak robotunda yapıyorum.) Benim mutfak robotumun haznesine göre 3 partide, bir kaç adet kaynamış patatesi içine koyup, 1 yemek kaşığı tereyağı, yarım çay bardağı süt ve biraz tuz ile mutfak robotundan geçiriyorum. Bu aralar yeni takıntım, Ülker Ducros Sarımsaklı Tuzlu Çeşni, her şeye koyuyorum, çok güzel bir lezzet veriyor. (püreme de koydum.) Patates püresini cam bir tepsinin alt kısmına yayalım.

Etlerimizi ince ince doğrayıp tavada pişirelim. İstediğiniz kadar pişmesi tamamlanmadan 5 dk önce, kabak rendesi ve kremayı da koyalım ve 10 dakika pişirelim. Tüm malzemeler piştikten ve krema tüm malzemelerle iyice karışmış olsun. Cam tepsinin (borcam) alt kısmına yaydığımız patates püremizin üzerine, pişen etli, sebzeli karışımımızı koyalım. Üzerine kaşar peyniri dilimlerini de yerleştirelim ve fırında, kaşar peynirleri eriyip, kızarana kadar yaklaşık 5 dk en yüksek derece pişirelim.




Not: Bu tarifi mantar, havuç, biber gibi malzemelerle de zenginleştirebilirsiniz.

Afiyet olsun.
Sevgiler,
Seljoe

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Antalya Usulü Piyaz

94 yılında Antalya'da tanıştığım bu lezzeti damağıma unutturmak 18 yıl içerisinde ne yazık ki mümkün olmadı... Annem geçenlerde İstanbul'a geldiğinde yapmış, içerisine "sırrını" koymamış ama o da çooook güzeldi... Sırrını da açıklayacağım tabii hem de çook az sonra :) Antalya'da piyaz, köftenin yanında yenir... İstanbul'da da güya öyle yapıyorlar ama maalesef! DIIITTTT XXX. Salata Bar'ın kenarında haşlanmış fasulye koymak ile olmaz canım o iş. Annem biraz da yeşillik eklemiş, güzel olunca ben de tarife ekliyorum.

Malzeme: (4 kişilik)
1/2 demet Maydanoz
2 adet Taze Soğan
1 kutu (konserve) haşlanmış fasulye (Tamek kullandım.)
Bir kaç kaşık zeytinyağı(yarım kase koydum ben)
1 tatlı kaşığı kuru nane
İstendiği kadar tuz 1-2 çorba kaşığı su
1/2 limon Ben hiç sevmem ama isteyenler 1-2 çorba kaşığı sirke koyabilir. Antalya'da konuyor ben de yazayım 1 adet kaynamış yumurta
Veee İşin Sırrı TAHİN... 1 tatlı kaşığı tahin
Yapılışı: Bir kabın içerisine, maydanozu ince ince kıyın. Taze Soğanın, soğan kısmını ve ortasına kadar olan kısmını incecik kıyın. Konserve fasulyeyi, bir süzgeçte güzelce yıkayıp, suyunu süzdükten sonra, kabın içerisine boşaltın. Üzerine kuru naneyi koyup, iyice karıştırın. Yarım kase zeytinyağını, 1 tatlı kaşığı tahin, 1-2 kaşık su koyup tekrar iyice karıştırın. Karıştırırken, fasulyelerin ezilmemesine dikkat edin. Servis kasesine alın.
İsteğinize göre, yumurtayı kaynatabilir. Kaynamış yumurtayı 4'e veya 2'ye bölerek, üzerine koyup sunum yapabilirsiniz. Afiyet Olsun, Sevgiler, Seljoe

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Seljoe Stili Çilekli Tiramisu

Tiramisu ne demek hiç merak ettiniz mi? Yemeklerden sonra yenen ve içerisindeki kahve sayesinde, yemekten sonraki ağırlık hissini bertaraf ettiği için “Tira mi su” yu “Beni Yukarı Kaldır” İngilizcesi ile “Lift me up” olarak çevirebiliriz. Çeşitli internet sitelerinden aldığım tarifi zaman içerisinde deneyerek ulaştığım en ideal tarifi paylaşmak istiyorum. Malzeme: Kek için: • 1 adet kakaolu hazır pandispanya (Uno'nun hazır Pastaban'ını kullandım.) • 1 çay bardağı kadar sıcak su • 2 çorba kaşığı Cafe Crown hazır kahve • 2 çorba kaşığı tozşeker Krema için: • 3 su bardağı İçim süt • 1 yumurta • 3 kahve fincanı Bizim Mutfak un • 3 kahve fincanı toz şeker • 200 g İçim Labne • 100 g Mascarpone (Hipermarketlerde bulabilirsiniz; ancak koymasanız da tek başına İçim Labne yeterli olacaktır. Krema'nın üzerini kaplamak için dolu dolu 1 çorba kaşığı kakao kullanacağız. Seljoe'nun Notu: Kekin arasına, kremayı koyduktan sonra, içerisinde mevsime göre çilek, muz ve kivi meyvelerinden koyabilirsiniz. Bu meyveleri dilimleyerek ortasında başlayarak, kekin arasında sıra sıra dizdikten sonra diğer kek dilimini kapatabilirsiniz. Yapılışı: 1. Pandispanya'yı Tiramisu'yu yapacağınız tabağa koyun. Sıcak suyun içerisine 2 çorba kaşığı kahve ve toz şekeri koyun, karıştırın. Üst ve alt katmanların iç kısımlarını bu karışım ile ıslatın. Krema için: 2. Bir tencerenin içine İçim sütü, yumurtayı, unu ve şekeri koyun. Kısık ateşte iyice karıştırarak muhallebi kıvamına gelmesini sağlayın. 3. Kıvamını alan kremayı soğutarak, içerisine 200 g Labne ve 100 g Mascarpone'yi koyun. 4. Pandispanya'nın alt katına kremanın yarısını bir spatula yardımı ile yayın ve düzleştirin. Diğer katını da üstüne yerleştirin ve bu katın üzerini de kalan krema ile kaplayın. Tel süzgeç yardımı ile 1 çorba kaşığı dolusu kakaoyu Tiramisu'nun üzerine serpin. Tel süzgece parmağınız ya da elinizin içi ile hafifçe vurarak tatlınızın üzerinde gezdirirseniz, kakaoların belirli yerlerde birikmesini önlemiş olursunuz. Afiyet olsun, Sevgiler, Selcan

12 Mart 2012 Pazartesi

Seljoe usulü Kuru Fasülye Oooohhh Miisssss!

Geçen ay hayatımda ilk defa kuru fasulye yaptım... Ama ne yapmak, tencerenin tamamını kendim yiyecektim neredeyse :) Acemi şansı demeyeceğim, çünkü son derece özenle ve sevgiyle yaparak, kendime ait tarifi buldum... İlk yaptığımda o kadar güzel oldu ki, babama anlata anlata bitiremedim; babam da "Anneni de ara da tarifini al dedi" Ben de "Annem beni arasın ben ona tarifimi vereyim" dedim... O ne özgüven o? :))) Haksız olmadığımı İzmir'den geldikleri bugün, onlar için özel olarak yaptığımda da anladılar :) Hemen Kuru Fasulyemin tekniklerini ve sırlarını sizinle de paylaşayım. Malzeme: 750 g Kuru Fasulye - Yaklaşık 3 su bardağı (Bizim Mutfak kullandım, ilk yapışımda onu kullandığım için başka denemedim, bilemiyorum.) 250 g kuzu kuşbaşı (Etsiz, Kuzu etsiz, Dana Etli sevenler koymayabilir ya da sevdiğini koyabilir.) 3 adet kuru soğan 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı 2 yemek kaşığı dolusu salça 1 tatlı kaşığı tuz 5 bardak su (1 lt ve 1 bardak daha olarak ölçtüm.) 2 adet kesme şeker 50-75 g tereyağı Yapılışı: 1. En önemli konu tabii ki, 8 saat öncesinden kuru fasulyeleri yıkayıp, suda 8 saat boyunca bekletmek. Sonrasında da, bu zor pişen bakliyatı düdüklü tencereye koyarak iyice pişmesini sağlayacağız. 2. 3 adet orta boy kuru soğanı küp küp doğrayın. Zeytinyağı ile birlikte tencereye koyun ve kavurmaya başlayın. Soğanların yanmaması için biraz su ekleyebilirsiniz. Piştikten sonra, eti ve salçayı ekleyin ve tekrar birbirlerine karışması için iyice karıştırın. 3. Üzerine kuru fasulyeyi, suyu, tuzu ve kesme şekeri koyalım, düdüklü tencereyi kapatalım ve bir kaç dakika yüksek ateşte, sonra da 30 dk kadar pişirelim. Ben düdüklü tencerenin altını kapatıp, düdüklü tenceredeki buharı çıkarıp, kapağını açıp, tereyağını koyuyorum, karıştırıyorum, tadına bakıyorum eğer pişmemişse biraz daha pişiriyorum. Şimdi bu güzel ve lezzetli kuru fasulyenin yanında tane tane iyi pişmiş bir pirinç pilavı, tava yoğurt ve turşu olacakkk kiii... Yaşası TÜRK MUTFAĞI!!! Not: Az önce dehşet içerisinde, bu caaanım kuru fasulyemin fotoğrafını çekmediğimi ve hepsini bitirdiğimizi farkettim, şimdilik temsili bir görsel koyacağım; sonra yeniden yapıp değiştireceğim.
Not: Geçici görselimi benim kadar lezzeti pişirdiğine emin olduğum portakalagaci.com sitesinden alıyorum, blog/site sahibinden özür diliyorum, bana borç vermiş oldu, söz değiştiricem, kendi makinem gelince :) Herkese Afiyet olsun, Sevgiler, Seljoe

11 Mart 2012 Pazar

Muhallebili Kadayıf nam-ı diğer "Tatlı Düş"

Şirketin oradaki Cafe Mola'da tanıştım ilk kez bu tatlı ile... Sonra da takip ettiğim Bizim Mutfak Facebook sayfasında bir gün yayınladığında, hemen kenara not edip o haftasonu yaptım tarifi ve harika oldu!!! Eşim o kadar çok beğendi ki o gün bugündür her hafta yapar oldum; çok lezzetli bir tatlı olduğu için benim için yapmak pek hayırlı olmuyor, çünkü ister istemez yiyorum :( Zayıflar/Spor yapanlar yani hakkı olanlar için yazıyorum tarifi :) Bizim Mutfak'a da ayrıca teşekkürü borç bilelim; çünkü tarif birebir tutuyor ve her seferinde harika oluyor :) Ben ek olarak 1 adet limonun kabuklarını muhallebinin içine ekleyerek kendi yorumumu kattım bu şekilde de harika oldu. Seljoe'nun Notu: Bizim Mutfak'ın tarifinde, 1 bardak krema var ve kremanın 100 g'ında 38 g yağ var, Labne'de ise hemen hemen yarısı kadar, 17 g yağ var. Ben tarifi bir kez de Labne ile denemiştim, o zaman da gerçekten çok güzel oldu, dileyenler daha hafif/daha az kalorili olması için Labne ile yapabilirler. Malzeme: Üstü & Altı için Kadayıf: (TEL KADAYIF 2 SAAT DERİN DONDURUCUDA BEKLETİLECEK.) Tel kadayıf - Marketlerde satılıyor be Alkış diye bir marka kullandım, bu tarifte ellerinizle kırıp, 2-3 avuç kullanmanız yeterli olacaktır. 6 çorba kaşığı toz şeker 75 gram Tereyağı ya da Margarin (Ben tereyağı kullandım.) 1,5 su bardağı ceviz içi Muhallebisi için: 1 litre süt 4 çorba kaşığı Un 2 çorba kaşığı mısır nişastası 2 kahve fincanı tozşeker 1 adet yumurta 1 paket şekerli vanilin 1 su bardağı krema Yapılışı: 1. Kadayıfı iki saat derin dondurucuda bekletin.Dondurucudan çıkarın ve elinizle kırarak bir tencereye alın. 2. Tereyağını ve tozşekeri ilave edip orta ateşte sürekli karıştırarak kavurun. 3. Rengi değişince dövülmüş ceviz içini ekleyin. Ocağın altını kapatarak soğumaya bırakın. 4. Muhallebisi için, krema dışındaki tüm malzemeyi derin bir tencereye alın. 5. Sürekli karıştırarak koyulaşıncaya kadar pişirin. Topaklanmaması için karıştırmayı hiç bırakmayın. Kıvamı koyulaştığında, ocaktan alarak soğumaya bırakın. 6. Soğuyunca içine kremayı ekleyip mikser/çırpma teli yardımı ile iyice çırpın. 7. Kadayıfın yarısını büyük dikdörtgen bir tepsiye serpin. Üzerine muhallebiyi yayın. Kalan kadayıfı da üzerine ekleyin. Dilerseniz hemen dilimleyerek servis yapın dilerseniz de Buzdolabında soğutarak biraz da kıvamının sertleşmesini bekleyin. Afiyet Olsun, Sevgiler, Seljoe

27 Şubat 2012 Pazartesi

Yiyemediklerimizi yiyebilmek... (Karnıbahar)

Başlık biraz karışık değil mi? :) Ama benim asla "yiyemem" dediğim bazı yemekler var... Bunların başında Karnıbahar ve Kereviz geliyor... Her ikisi de eminim her tarafından sağlık fışkıran sebzelerdir; ama kokusundan ve tadından dolayı yiyemedikten sonra pek bir anlamı kalmıyor... İnsamn büyüdükçe yemek konusunda daha mantıklı olmaya başlıyor + kokuya karşı olan hassasiyeti azaldıkça ağız tadı da değişebiliyor. Kereviz için hala "asla" diyebiliyorum da, az sonra vereceğim kuzenim Seda Hasipek'e ait olan tarif sayesinde hayatımda belki ilk kez Karnıbahar yiyebildim...

Malzeme:

1 adet orta boy Karnıbahar
250 g Kıyma
1 adet orta boy soğan
2 çorba kaşığı Salça
1 su bardağı Yoğurt
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 diş sarımsak & 1 tutam nane

Yapılışı:

Karnıbahar'ı, düdüklü tencerede 15-20 dk kadar haşlayın. Yumuşayan karnıbaharı soğumaya bırakın. Biraz soğuduktan sonra 1 çatal yardımıyla, ezerek püre haline getirin.
Küçük küçük doğradığınız soğanları 2 yemek kaşığı zeytinyağı ile kavurmaya başlayın, soğanlar pembeleştiğinde, salçayı ve kıymayı koyarak kavurmaya devam ederek pişirin.
1 kase yoğurdu çatal yardımıyla çırparak sıvıya hale hale getirim. 1 diş sarımsak ekleyin.
Servis için çatalla ezdiğiniz karnıbaharın üzerini yoğurt ile kaplayın. Hazırladığınız kıymalı sosu da üzerine, her yere eşit şekilde dağılacak şekilde koyun. 1 tutam naneyi de güzel bir koku vermesi için üzerine serpin.

Afiyet olsun,
Sevgiler,
Seljoe

11 Eylül 2011 Pazar

3 Peynirli, Domatesli, Fesleğenli Tart (Kiş) - 8 Kişilik

Dün Eminönü'ndeydim. Mısır Çarşısı ve Tahtakale'de biraz dolaştık. Eminönü'nebayılıyorum, beni alıp başka dünyalara ve çocukluğumda sık sık gittiğimiz Kemeraltı, Hisarönü, dedemin saatçi dükkanı, Kızlarağası Hanı günlerine götürüyor. Dönüşte, kafamda uzun zamandır hayalini kurduğum tart / "kiş" için mozzarella peyniri ve cherry domates aldım. Cherry domatesin hep pahalı bir imajı vardır ya, tezgahlardan birinden kilosu 1 TL'ye aldım, tadı da süperdi. Mısır Çarşısı'nın girişindeki peynirciden de 125 g'ı 1,95 TL'ye Mozzarella peyniri aldım. Eve geldiğimde, yemek kitaplarımdan birinden "Kişler / Tartlar" bölümünden standart bir tarif aldım. Haaa unutmadan, artık herkesin ve benim de kafamın daha net olabilmesi için tariflerimin başına daha sistemli olabilmek adına adım numaraları koyacağım ki atlanan herhangi bir şey olmadan tarifimizi güzelce hayata geçirelim. Haydi başlayalım... Tarifimiz her şeyiyle toplam 10 malzemeden oluşuyor. Aa tabii tart kalıbımız da olmazsa olmazlarımızdan... (26-28 cm çapında)
Malzeme:
Hamur için:
85 g soğuk tereyağı
190 g un (bundan ayrı olarak bir kaç tutam da hamuru açarken serpeceğiz.) 2 çorba kaşığı
İçi için:
2 büyük dilim beyaz peynir (4 kibrit kutusu olacak yani :))
3-5 tutam çeçil peyniri (ya da tel peynir)
Yaklaşık 75 g mozzarella peyniri (zaten genelde 125 g oluyorlar, onun yarısından biraz fazlasını kullanabilirsiniz.)
6 adet cherry domates
Bir kaç dal taze nane
Bir kaç dal taze fesleğen
Fırına verirken üzerine biraz damlatacağınız sızma zeytinyağı
Karabiber
Yapılışı:
1 - Unu bir kaba alalım. Üzerine soğuk tereyağı ve margarin küp küp kesilmiş / küçük parçalara ayrılmış olarak içerisine koyalım.
2 - Elinizle unufak olana kadar karıştırın ve 2 çorba kaşığı soğuk suyu ilave edelim.
3 - Yoğurup pürüzsüz ve yumuşak bir hamur elde ettiğinizden emin olun ve hamuru bir beze haline getirip, folyoya sararak, buzdolabında 20 dk. bekletelim.
4 - Bu arada içini hazırlayacağız. Beyaz peyniri, çeçil peynirini küçük küçük keselim. Nane ve fesleğeni de küçük küçük keselim. Mozzarella peynirini sonra üstüne ekleyeceğiz.
5 - 20 dk dolduğunda, un serptiğimiz mutfak bankosu üzerine un serpip hamurumuzu, merdane / oklava yardımıyla 3-4 mm kalınlığında açalım. Dikkatlice tart kalıbına yerleştirip, kenarlarını da düzeltelim. (Tartı tart yapan özellik, kenarında :))
6 - Tartın tabanını -pişerken kabarmaması için- çatalla 10-15 defa farklı yerlerinden delelim ki o deliklerden nefes alsın. Tart hamurunun içine yağlı kağıt koyarak (iç çapının boyutlarında kesilmiş) 12 dk. boyunca 190 derece fırınca hafif esmerleşene kadar pişirelim.
7 - Fırından çıkaralım, üzerindeki yağlı kağıdı atalım, 5-10 dk kadar ılındıktan sonra, peynirli, naneli, fesleğenli karışımımızı tartımızın içerisine dolduralım. Üzerine, istediğim şekilde ve aralıklarla mozzarella peynirimizi ekleyelim. 6 adet cherry domatesimizi ortadan ikiye bölerek üzerine yerleştirelim.
8 - Üzerine biraz sızma zeytinyağı ve sonra karabibere ekleyelim. Tekrar 190 derecedeki fırına verip, 10 dk daha pişirelim. Bu sürede, peynirler eriyecek, otlarımızın özleri tartımıza karışacak ve çooook lezzetli bir hale gelecek. NOT: Taze otlar ısıyı gördüğünde kararıp, soluyor taze tüketmek isterseniz, peynirler eridikten sonra son 2-3 dk'da da üzerine serpebilirsiniz.
Afiyet olsun,
Sevgiler,
Seljoe

28 Temmuz 2011 Perşembe

Erik & Kayısı Marmelatı


Bu marmelatı tarifiyle birlikte, tabiri caizse kafadan attım :) Ama çok güzel oldu... Zaten çirkin olsaydı buraya da yazmazdım :) Elimde olan malzeme bu kadar olduğu için tarifimi nasıl yaptıysam o şekilde vereceğim, ama konsept belli :) Sizler de elinizde daha çok malzeme olursa ona göre ölçeklendirebilirsiniz...

Malzeme:

1/2 kilo kayısı
3 adet anjelika erik (kırmızı olanlardan)
1 su bardağı şeker
1/4 su bardağı su

Yapılışı:

Kayısıları ve erikleri güzelce yıkadıktan sonra, bir tencereye birlikte koyun, üzerine 1 su bardağı şeker ve 1/4 su bardağı suyu ilave edin. Kaynamaya bırakın. Meyvelerin kabukları soyulmaya başladığında altını kapatın. Oda sıcaklığına geldiğinde, bir kaba, süzgeç ve tahta kaşık yardımı ile iyice ezin ve püre halinde diğer kaba akmasını sağlayın.
Ben marmelatı biraz daha akışkan sevdiğim için 1/4 bardak suyu koydum. Eğer daha koyu marmelat elde etmek isterseniz, suyu koymayabilirsiniz.

Erik ekleyince tadı biraz mayhoş olduğu için ben bayıldım! Kullanım önerisi olarak, kızarmış ekmek tereyağı ve labne ile birlikte sabah kahvaltılarında kullanılabilir. Yine Labne ile yapılan hafif pastaların üzerine sos olarak kullanılabilir.

Afiyet olsun,
Sevgiler,
Seljoe

24 Temmuz 2011 Pazar

Limonlu - Böğürtlenli Cheesecake (12 adet tekli porsiyon)

Bu benim bir kaç başarısız ve bir kaç başarılı cheesecake denemem ve bir şekilde cheesecake tarifine küsmüş olmam sonrasında, beni yeniden cheesecake sahalarına döndüren yepyeni ve süper bir tarif...
Yaptıklarımın tümünü deneyerek yaptığım ve beğendiklerimi yazdığım için bu işlerin maliyeti ve sonucu da benim için önemli... Hem emek hem de malzeme maliyeti düşündüğünüzde toplamda ciddi bir nakit :) (Vakit=nakit)
Ama Cafe Fernando'dan görüp yaptığım bu "delicious" dergisi tarifi gerçekten süper... Hem kolay hem çok net! Ben tarifler fazla komplikeleştiği zaman gerçekten geçen zamana acıyorum... Şimdi birlikte bu güzel cheesecake tarifine geçelim.

Malzeme:

12 adetlik minik cheesecake için

Cheesecakelerin altı için:
***100 g Burçak / Başak gibi yulaflı bisküvi (Cafe Fernando'nun sahibi Cenk kurabiye kullanmayı seviyormuş ama ben diğer cheesecake tariflerinde olduğu gibi bisküvi kullandım)
***55 g toz badem (File bademi, mutfak robotunda toz hale getirebilirsiniz.)
***1 çorba kaşığı şeker
***50 g eritilmiş tereyağı

Harcı için:
Cafe Fernando'nun sahibi Cenk'ten öğrendiğime göre, tüm malzemelerin oda sıcaklığında olması, harcın ipeksi bir kıvamda olmasını sağlarmış. Bu durumda ne yapıyoruz, cheesecake tabanını yapmadan önce tüm malzemelerimizi hazırlıyoruz, tabanını yaparken, diğer malzemeler de oda sıcaklığına geliyor.

*400 gram labne peyniri (2 küçük paket)
*100 ml krema (200 ml'lik paketin yarısı, 1/2 su bardağı)
*1/2 su bardağı (100 gram) şeker
*2 adet yumurta
*1/2 çay kaşığı vanilya özütü (vanilya çubuğunu ikiye bölüp, içerisinden çıkarabilirsiniz; ancak her zaman her yerde bulunmaz, olmazsa da Dr.Oetker'inkilerden aroma vermesi için kullanabilirsiniz.)
*2 adet limonun kabuğu, ince rendelenmiş
*1 çorba kaşığı limon suyu
*İçlerine 2 tane üstlerine 2 tane olarak kullanıp, 50 adet böğürtlen yetecektir. Ben her zaman Superfreshinkilerden alıyorum. (500 g'lık donmuş olanları var.) Veya 100-150 g diğer taneli meyvelerden kullanabilirsiniz.



*Piştikten sonra üzerini süslemek için 2 yemek kaşığı pudra şekeri

Yapılışı:
Fırınınızı önceden 160 dereceye ayarlayın ve ısıtmaya başlayın. Bir tepsiye, muffin kağıtlarını dizin. Yulaflı bisküvileri Cafe Fernando'dan öğrendiğim şekilde toz haline getirmenizi önereceğim. Bir torbanın içerisine koyup, üzerinden merdane ile geçebilirsiniz. Bu şekilde toz haline getirip bir kaba koyun. Üzerine, toz bademleri koyun ve bir kaşık yardımı ile iyice karıştırın, yanmaması için kısık ateşte erittiğiniz tereyağını da karışımın üzerine koyarak tekrar karıştırın. Tepsiye dizdiğiniz muffin kaplarına, bu karışımı paylaştırın. Parmaklarınızla bastırarak, cheesecake'inizin tabanını oluşturun. Tereyağının donması için harcı hazırlayana kadar buzluğa kaldırın.
Harcın yapılışı:

bir karıştırma kabında, Labne, Krema ve şekeri iyice karıştırın. Sonrasında, yumurtaları, vanilyayı, limon suyunu ve limon kabuklarını ekleyip karıştırın.
Tepsiyi buzluktan çıkarıp, hazırladığımız harcı, kalıplara paylaştırın. Kullandığınız meyve (böğürtlen dışında, çilek /vişne tarzında berry'ler de olabilir)neyse, o meyveden bir iki adet içerisine koyarak parmağınız ile bastırın ve gömülmelerini sağlayın. Tepsiyi daha önceden ısıtılmış, fırına koyup 160 derecede 25-30 dakika pişirin. Oda sıcaklığına geldikten sonra da buzdolabında 2 saat bekletip, servis edin.
Not: Benim muffin kalıpları için özel tepsim olmadığı için, ben normalde tepside yaptım, tabii kağıt muffin kaplarının kenarlarını tutan bir şey olmadığı için biraz pişerken şekli bozuldu ama eminim bu kalıplar ile çok daha iyi olacaktır.
Ben bu tarihi o kadar çok sevdim ki! Bir kere cheesecake gibi güzel bir tatlı ile barıştırdı beni :) Hatta birazdan muffin kalıbı almaya gideceğim o derece... [gittim, aldım, Esse'de %50 indirim var 20 TL'ye aldım :)]
Afiyet olsun, umarım siz de deneyip beğenirsiniz. Ben en kısa zamanda bu tarifi büyük kalıpta da deneyeceğim.

26 Haziran 2011 Pazar

Rengarenk Macaronlar...

Bugün, son zamanların en büyük trendlerinden biri olan "Macaron" tarifini paylaşacağım... bu kadar büyük emeğe değer mi bilemiyorum, ben yaparken çok keyif aldım ama, zaman+emek+maliyet üçgeninden bakınca, buradan Bebek'e gidip, La Durée'den yiyesim geldi :) yine de denenebilecek ve iyi sunum yapmak istediğiniz bir misafir geldiğinde, şık bir şekilde sunabileceğiniz güzel bir

tatlı... Tabii mutlaka önceden bir kaç defa denemenizi ve elinizi alıştırmanızı tavsiye ederim; çünkü çok hassas bir tarif ve dikkat etmediğiniz takdirde, bazı kriterlerin karşılanamaması olası...

Gelelim tarifimize...

Malzeme:
125 g toz badem (Migroslard bulabilirsiniz, pürüzsüz yüzey için mutlaka toz olmalı, evde çok iyi olmuyor, mutlaka toz satın alın derim.)
125 g pudraşeker
120 g tozşeker
50 g su
80 g yumurta beyazı

İç Dolgusu için:
100 g Krema
200 g Çikolata (beyaz / bitter / sütlü - nasıl isterseniz)

Yapılışı:

1 - 125 g toz haline getirilmiş file bademi (Migros'ta Kuruyemiş reyonunda toz şeklinde satılanları da var.)bir kaba eleyelim. (elekten geçirerek, en ince halini kullanmamız gerekiyor. Kabın içerisine, pudraşekeri de ekleyelim ve elimizle havalandırarak birbirine karıştıralım. Ezmeden / yoğurmadan ve pudra şekeri görünmeyene kadar karıştıralım.

2- Macaronlarımızın iç dolgusu için, küçük bir tencereye 100 g kremayı koyalım, kaynamaya bırakalım, kaynadıktan sonra içerisinde çikolatayı koyarak, karıştırarak eritelim. Oda sıcaklığına geldikten sonra, buzdolabına koyalım.

3- 120 g tozşeker ile 50 g suyu, bir cezvede kaynatmaya başlayalım.(Normalde şeker derecesi ile ölçerek 118,5 dereceye gelince kullanacağız fakat şeker derecesi çok pahalı oldğu için (50 TL), 7-8 dk kaynatarak da kullanabiliriz.)Kaynamaya başlayınca, bir taraftan da 80 g yumurta beyazımızı yüksek devirde çırpmaya başlayalım. Hep aynı yöne çevirerek ve havalandırarak çırpalım.

4 - Beyaz yumurta akı (nam-ı diğer "mereng") hazır olduğunda ve şerbetimiz kaynadığında, hala çırpmakta olduğumuz yumurta akının içerisine şerbeti yavaş yavaş ve parti parti dökelim, birinden yardım alabilirseniz ya da diğer elinizle dökebilirseniz çok iyi olur, çırpmayı bırakmayalım. Elinizle merengi sıcaklığını kontrol edin, ılınana kadar çırpmaya devam edin.

5 - Ilık merengin yarısını toz karışımımız ile karıştıralım, bastırmadan, havalandırarak karıştırın. Karıştırdıktan sonra diğer yarısını da ekleyin ve homojen bir karışım elde edene kadar spatula/kaşık yardımıyla karıştırın.

6- Renkli macaron elde etmek için, gıda boyası kullanabilirsiniz. Ben buradan aldım. (Tahtakale'de, Hasırcılar Caddesi'nde) (http://nuanspasta.com/gida-boyalari) Bu gıda boyalarından istediğiniz rengi karışımınıza, 1 çay kaşığının ucuyla minicik koyabilirsiniz. Çok güçlü olduğu için eliniz yüzünüz dahil her şey boyanıyor zaten :)

7 - Evet yüzdük, yüzdük kuyruğuna geldik.
Tepsinize, yağlı kağıdı serin. Düz / yuvarlak uç kullandığınız krema torbasına, karışımınızdan koyun, bir elinizle torba kısmını sıkıştırıp, diğer elinizle krema torbasını kontrol edin. Yağlı kağıttan 1 cm yukarıda tuttuğunuz düz uçtan, sıkın (1 TL büyüklüğünde olabilir :)yuvarlak şekiller oluşturun ve hızlıca yana çekin, şekil vermeyin / döndürmeyin, yuvarlak olsun. Ortadan başlayın, o zaten siz sıktıkça, kenarlara doğru genişleyecek. Pişince biraz yayılacağı için boşluklu yapmaya özen gösterin.

8 - EN ÖNEMLİ NOKTA!!! PÜF NOKTASI: Tepsiye sıktığınız karışımızın içerisindeki hava boşluklarından kurtulmak ve pürüzsüz yüzeyde bir "macaron" elde etmek için, tepsiyi sert bir şekilde düz bir zemine bir kaç kez vurun. Bu hareket ile hava boşlukları kalmayacak ve macaronlarınız daha düzgün yüzeyli olacaktır.

125 derecedeki fırında 25-30 dk pişirin, ara ara kontrol edin.

Dolgu aşaması:
Pişen macaronlarımızı, fırından çıkaralım, soğumalarını bekleyelim. Soğuduktan sonra, tepsiden ayıralım ve büyüklükleri eşit olanları birbiri ile eşleyelim. Buzdolabından çıkardığımız çikolatalı dolgu malzememizi, bir macaronun alt kısmına sürüp, eşleştirdiğimiz diğer macaron ile kapatalım. Çikolatanın çok taşmaması için, koyacağımız çikolata miktarını, macaronun büyüklüğüne göre ayarlayalım.

Not: Hem hamuru hem de çikolatalı dolgu malzemesini aromalı yapabiliriz. Dr.Oetker'in sıvı aromaları var. Bir çok markette, pasta malzemeleri reyoununda görebilirsiniz. Vanilya/Rom/Limon. Aroma kullanmak istemezseniz, meyve suyu/meyve kabuğu rendesi v.b kullanabilirsiniz.

Afiyet Olsun!!!

Sevgiler,
Selcan

8 Haziran 2011 Çarşamba

Seljoe'nun meşhuuuurrrr limonatası





Limonatamı çoook uzun zamandır herkes çok beğenir; ama benim bir sırrım yok, hepsini çocukluğumdan beri annemi izleyerek, görerek, dinleyerek öğrendim, uygulayarak pekiştirdim ve geliştirdim...

Bugüne kadar hiç reçete kullanmadan, kervanı yolda düzen ben :) bugün itibariyle sizler için reçete ve yapılışını vereceğim ama ben kendim için aynı tas aynı tamam devam edeceğim :) Çünkü bazını oluşturduktan sonra ideal tada ulaşırken, deneme yanılma yoluyla yapmak benim daha çok hoşuma gidiyor...

Malzeme:

1,5 su bardağı tozşeker
8 su bardağı su
5 adet limon - iyice yıkanmış, akça pakça limonlar olsun :)

Yapılışı:

1,5 su bardağı şekeri geniş ve derin bir kaba boşaltın. Üzerine, 2 adet limonun kabuğunu rendeleyin. 2 bardak suyu şekerin ve limon kabuğunun üzerine dökün, şeker biraz erimeye başlasın. 5 adet limonu da sırayla sıkıp, hem limonların suyunu hem de sıkıldıktan sonra kalan kabuklarını kabın içerisine koyun. Bu şekilde 1-2 saat buzdolabında bekletin.
1-2 saat beklettikten sonra, içerisine koyduğunuz limon kabuklarını ellerinizle ovuşturarak, sıkın ve içerisinden çıkarın. (yani artık çöpler:) Üzerine geri kalan 6 bardak suyu ilave ederek, iyice karıştırın. Dilerseniz rendelediğiniz limon kabuklarını süzerek, dilerseniz de süzmeden, buuzzzz gibi soğutarak içebilirsiniz.

Not: Bu tarifi birebir uygulayabilirsiniz; fakat ağız tadı farklı olanlar, ev halkının ya da kendi beklentilerine göre istediklerini ekleyebilirler. Çok tatlı oldu, su ve limon, çok ekşi oldu şeker v.b tamamen ağız tadınıza kalmış ama bu benim ideal reçetem :)

Sevgiler,
Selcan

Buğdaylı Yaz Salatası



Eveeettt uzun bir aradan sonra geri döndüm!

Ama sorun bakalım bir, neden buralarda değildim? Çünkü ben ordan burdan kopyala-yapıştır yaparak değil, gerçekten yapıp, yiyip, beğenerek yazmak istiyorum... Bugüne kadar bu kadar aktif olamamamın nedeni de çoook uzun zamandır rejimde olmam + çok yogun olduğum için yazmaya hal ve vakit bulamamamdı. Neyse işte birlikteyizzzz... Yeni tarifim çok basit ama gerçekten çok keyifli ve lezzetli, Buğdaylı Yaz Salatası... Buna benzer bir salatayı bir arkadaşım Kanyon Sosa'da yemiş ve çok beğenmişti. Sizin de beğeneceğinizi umuyorum...

Malzeme:

*8 çorba kaşığı buğday (bir gece önceden en az 3-4 saat suda bekletilmiş ve düdüklü tencerede 10-15 dk kaynatılmış)
*Iceberg / Atom Marul - 3-4 yaprak
*Çengelköy salatalık - 4-6 adet
*Semizotu
*Nar Ekşisi
*Toz Nane (Dilerseniz taze nane de kullanabilirsiniz.)
*Kimyon-salatamızın sırrı :)
*1-2 çorba kaşığı labne
*Balsamik sirke
*Tuz

Yapılışı:

Eh salatadan bahsediyoruz :) Çok da anlatmama gerek yok sanırım ama yine de kendimden bir parça katayım tabii...

Güzel ve keyifli, derin bir salata kabını alın, içerisine önce 8 yemek kaşığı buğdayı, sonra doğradığınız marulu ve salatalığı koyun. İstediğiniz adette semizotunun yapraklarını salatanın içerisine ekleyin. 1-2 çorba kaşığı labneyi de ekleyip karıştırın, Nar ekşisini bolca koyun. Tuz, nane ve kimyon ekleyip güzeeeelce karıştırın.

Bu salata bana göre "yıkılıyoooorrr!!!" bayıldım, rejimim keyiflendi. Siz de bu hafif ve sağlıklı salataya yaz sofralarınızda yer verebilirsiniz.

Şimdiden afiyet olsun.

Sevgiler,
Selcan

13 Şubat 2011 Pazar

Havuçlu, Tarçınlı Kek - Soğuk Kışa, Sıcak bir lezzet...


En son girdiğiöm kayda baktım da :( 20 Aralık 2010, bir sene önce girmişim :) Utandım... Şimdi hemen yeni tariflerimle, blog'umu besleyeyim... Bugün tasarımıyla biraz oynadım, öğrendikçe bir şeyler ekliyorum, bence benim gibi bir amatör için hiç fena değil...

2010 yılının son gününü oldukça kötü geçirdim maalesef ve tabi kötü de bir yılbaşı kutlaması ile 2010'u acısıyla, tatlısıyla uğurladık. Şimdi önümüzde yepyeni bir yıl var, her ne kadar kötü başlasa da, her şey nasıl başlarsa öyle gitmeyebilir :)

Bu girizgahtan sonra konumuza yani Havuçlu, Tarçınlı kekimize dönelim :)
(Şu anda eşimle mutfakta birlikte çalışıyoruz, fonda da şansımıza Michel Fugain'den "Une belle histoire" çalıyor... Havuçlu, tarçınlı kek deyince aklıma hep "Issız Adam" geliyor. Bu şarkı da o filmin en çok sükse (bkz. fr: succes) yapan şarkılarından biriydi...)

Kekimizin malzemesi:

4 yumurta
2 bardak şeker
2,5 bardak un
1 su bardağı sıvı yağ (Ayçiçek olursa daha iyi olur, zeytinyağı biraz kokuyor.)
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilin
2 su bardağı havuç rendesi
2 tatlı kaşığı toz tarçın

Dileyenler; 1 su bardağı iri çekilmiş ceviz de koyabilirler ki bence böyle kesinlikle daha iyi oluyor; ama bizim evde keki asıl yiyecek kişi eşim olduğu;  ve o da fındık/ceviz v.b şeyleri keklerin, pastaların içinde sevmediği için ben koyamadım :(

Yapılışı:

Yumurta ve şekeri, şeker eriyinceye kadar orta devirdeki mikserle çırpalım. Bu karışıma yağı ekledikten sonra tekrar karıştıralım. 2 su bardağı rendelenmiş havucu, karışıma ekleyip, tekrar hafifçe karıştıralım. Başka bir kaba, unu, 1 paket kabartma tozu ve vanilini eleyelim. Un karışımını, havuçlu karışıma ekleyelim ve tekrar karıştıralım, unu ekledikten sonra mikser ile karıştırmak biraz zorlaşabilir ama yavaş yavaş karıştırın ki, her yere malzemeler eşit şekilde dağılsın. En son tarçını ve ceviz parçalarını da ekleyerek karıştırın. Kek kalıbınızı, katı bir yağ (tereyağı / margarin) ile yağlayın. Karışımı kek kalıbına boşaltın. Önceden 170 derecede ısıtılmış fırında, 30 dk+ pişirin. Her fırın maalesef çok farklı performanslar gösteriyor. Bu sebeple + işaretini koydum. İlk 20 dk. kabarma performansını düşürmemek için, fırınınızın kapağını açmayın, 20 dk sonrasında gözlemleyin, 30 dk itibariyle de, temiz bir kürdan/kibrit çöpü parçasını batırarak, kekin pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz. Batırdığımız parça temiz çıkar ise, kekimiz pişmiştir, fırını kapattıktan sonra, bir süre kendi ısısıyla, fırının içerisinde kalabilir. Fırından, çıkarıp 5 dk soğuduktan sonra keki kalıptan çıkarabilirsiniz. Üzerinde Pudraşeker serpip, servis edebilirsiniz.

Not: Fırınımız ile en iyi sonucu elde edebilmemiz için yapacağımız en iyi şey, fırınımızı kendimiz gibi tanımaktır :) Yeni fırınım ile verilen tarifleri aynen uygularken, bir kaç şeyi yaktıktan sonra anladım ki başkasının 170'i benim fırınımda 150 derece yapıyor. Siz de farklı tarifleri deneyip, öğrendikçe fırınınız ile sonucu alabilirsiniz.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Mahlepli Tuzlu Kurabiyeler

Tatlı ya da tuzlu olsun, mahlepli kurabiyeye bayılıyorum... Kurabiyenin tadını "muhteşem" yapıyor. Hakkında çeşitli söylemler var... Ekşi sözlükten, Serendipity nickli yazardan bir alıntı yapıyorum;

8.(bkz: idrisağacı) adıyla bilinen, kiraz ve vişnenin anaç ağacı olan ve özellikle Tokat yöresinde sık yetişen ağacın, zeytin gibi önce yeşil, sonra siyahi olan meyveleri ve bu meyvelerden elde edilen özütün adı. Son derece terapötik özellikleri olan mahlep, bir zamanlar kinin gibi doğal bir sıtma ilacı olarak kullanılmış, sıtmanın ortadan kalkmasıyla da özündeki etken madde modern tıpta ağrı kesici olarak birçok ilaçta yer almıştır. Kandil simidi başta olmak üzere birçok unlu mamule tat vermekle kalmaz, ayrıca bayatlamayı geciktirmek ve gevreklik vermek görevlerini de üstlenir.

Tabi aşağıdaki görseldeki topçukların toz hale getirilmiş olanından kullanıyorum.

Gelelim, mahlepli tuzlu kurabiyenin tarifine; aşağıda vereceğim tuzlu kurabiye hamuru için bir tariftir, içerisine istediğiniz baharatı veya malzemeyi ekleyebilir, dilerseniz peynir rendeleyebilirsiniz.
 
Malzeme:
 
4 su bardağı un
1/2 çorba kaşığı veya 1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
250 g oda sıcaklığında yumuşamış margarin (Eve margarin alma alışkanlığım olmadığı için ben tereyağı kullandım, kesinlikle daha lezzetli oldu ama margarin ile daha hafif olacağını düşünüyorum.)
2 yumurta
Üzeri için 1 yumurta sarısı
 
Yapılışı:
 
Geniş bir kaba unu eleyin, hamur kabartma tozunu da elekten geçirin, tuzunu koyun. Un karışımının içerisine yumuşak margarini ve yumurtayı koyun yoğurmaya başlayın. Hamuru tezgaha almadan önce, yüzeye biraz un serpin. Yumuşak bir hamur elde edinceye kadar iyice yoğurun. Hamurdan bir kaç parça ayırıp, oklava ya da merdane veya elinizde açın, isterseniz kalıplardan şekil çıkarın isterseniz de elinizle dilediğiniz gibi şekil verin. (Kalıbı öneriyorum :)
Üzerlerine yumurta fırçası yardımıyla yumurta sürün, dilerseniz susam / çörekotu ile süsleyebilirsiniz.
Önceden 175 dereceye ısıttığınız fırında, 20-25 dk kadar pişirin. Çıtır çıtır harika çay kurabiyemiz hazııırrrr... :)
 
Afiyet olsun, Sevgiler,
Selcan




Seljoe'nun kış çayı...


Hep zor ve uzun tarifler paylaşmayayım dedim... Bu annemden öğrendiğim bir bitki (havlucan - ismi çok komik) ve kendi repertuarımdaki bitkiler ile karıştırdığım ve zamanla en iyi haline ulaşan, inanılmaz faydalı bir çay... Geçen yıl eşim hastayken ona 2 bardak yapmıştım ve resmen turp gibi olup, ayağa kalkmıştı... Hastalıklardan korunmanın / iyileşmenin oldukça keyifli bir yolu...

Çayımız için malzeme:
  • 1 adet havlucan (kök şeklinde, bir kök yani)
  • 1 adet zencefil (kök şeklinde olandan, toz var ise, 1 çay kaşığı)
  • 1 çubuk tarçın
  • 3-4 çay kaşığı kuru nane
  • 1 adet küçük limon - içine sıkılacak
***Çay bardağına koyduğunuzda dilediğiniz kadar bal

Hepsini birlikte bir demliğin içerisine koyalım, demliğin ağzından 2-3 parmak kalana kadar su koyup kaynatalım. Demlendiğinde, çay bardağında 4 defalık / kişilik servis edebilirsiniz.

Rengine aldanmayın, sağlıklı her şey kötü görünür ve tadı kötüdür AMA bunun tadı güzel, görüntüsü de daha iyi olabilir :) :)

Afiyet olsun, sağlıklı ve sıcacık bir kış dileğiyle...
Sevgiler,
Selcan

Ev yapımı Fettucine (Domates & Fesleğen Sos ile)

Blogumu Facebook'ta yayınlayalı 2 hafta oldu ama o zamandan beri bir yorgunluk, yoğunluk ve zamansızlıktır gidiyor, 2 haftadır hiç tarif ekleyemedim :( Bu arada da tabii her gün daha da zenginleştirebilmek için sürekli düşünür haldeyim, "düşünen kadın" oldum :) Şu şununla gider, bu bununla gider, aaa bu tarif de çok güzel olur v.b... Neyse ben en iyisi lafı uzatmadan tarifime geçeyim...
Evet yine İtalyan mutfağından devam ediyoruz, bu kez yine İtalya'da öğrendiğim ev yapımı Fettucine'yi yapacağız.

Malzeme (4 Kişilik)
  • 4 su bardağı çok amaçlı un - Makarna hamurunu yapacağımız yere, unu eleyerek koyalım
  • 4 yumurta
Sos için:
  • 5 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 5-6 tane domates
  • Bir kaç taze yaprak fesleğen
  • 1 diş sarımsak
Makarnanın yapılışı:
 
Mutfak masasının/tezgahının üzerine unu eleyelim. Ortasını açarak havuz yapalım. Ortasına 4 yumurtayı kıralım. Yumurtayı bir çatal yardımıyla, çırpmaya başlayalım, kenarlardan unlar bulaştıkça ve içerisine un girdikçe yumurta yavaş yavaş ağırlaşmaya başlayacaktır. Yumurtaları çırpmak zorlaşınca ve yumurta kıvamlı bir hal alınca, ellerimizle yoğurmaya başlayalım. İyice yoğurduktan sonra, hamuru açacağımız alana biraz un serpelim ki un tezgaha yapışmasın. Makarna makinemiz olmadığını varsayarsak ki kimsede olduğunu sanmıyorum :) Hamurumuzu merdane yardımıyla açacağız. Hamurdan bezeler alıp, çok ince ve pürüzsüz bir hamur haline gelene kadar hamurları açalım. İtalyan şefin deyimiyle, hamurun "bebek poposu" yumuşaklığında kadifemsi bir kıvamı olması gerekiyor :))
 
İncecik ve pürüzsüz bir kıvama getirdiğimiz hamurları, ince ve uzun uzun keseceğiz. Makarna kesme/hamur açma makinesi varsa da açtığımız hamurları tagliatelle/fettucine kesme ayarına getirip yine ince ince ama bu kez kolayca kesiyorsunuz. :) Eğer almak isteyen olursa aşağıda linkini görebilir. Fackelmann ev aletlerinde oldukça iyi bir markadır; fakat bizim o gün kullandığımız AMPIA diye bir markaydı; onun ne farkı var bilmiyorum ama o 195 TL'ydi. Her gün makarnayı evde yapmadığımıza göre 50 TL'lik bir şey de gayet işimizi görür.
 
Kestiğimiz ince ve uzun parçaları biraz kuruması için tezgaha düzgün bir şekilde serelim. Bu arada, tezgahın üzerine irmik serpip üzerine bu parçaları serersek daha hızlı kururmuş, irmiğin nem çekme özelliğinden kaynaklanıyormuş. Yaklaşık 3-4 lt kaynar suya, 1 çorba kaşığı tuz koyalım. Makarnaları kaynar suya koyarak, 3-4 dakika pişirelim, (yapışmaması için hafifçe karıştıralım) tabii bu süre sonunda makarnaları tadarak sizin istediğiniz kıvama gelip gelmediğine bakmanız daha iyi olur. Normal makarnaları 7-13 dk arasında pişiriyoruz, bu taze makarna olduğu için daha hızlı bir şekilde pişecektir. İstediğiniz kıvama geldikten sonra süzgece alalım. Makarnamız pişerken bir taraftan da sosumuzu hazırlayalım.
 
Sosun yapılışı:
 
5 kaşık zeytinyağına 1 diş sarımsağı koyalım, sarımsağın dış kabuğu incecik kalsın, çıplak olmasın... Sarımsağın kokusu çıkana ve rengi pembe/hafif kahverengi olana kadar içinde kalsın. Kabuklarını soyup, küp doğradığımız domatesleri, tavamıza koyalım. 5-10 dakika kadar pişirdikten sonra, tuz ve taze fesleğen yapraklarını domateslerin içerisine koyalım.
Süzdüğümüz makarnaları, sosun içerisine karıştırarak, sıcak servis edelim. Üzerine varsa Parmesan peyniri, yoksa tercihinize göre, kaşar peyniri, Canım İzmir'imin tulum peyniri veya eski kaşar rendeleyebilirsiniz.
 
Afiyet Olsun, Sevgiler,
Selcan






 

7 Aralık 2010 Salı

Tiramisù - Lift Me up!!! İtalyan usulü gerçek Tiramisu

















Merhaba,
Öncelikle, dost meclislerinde :) sürekli övülen, pek beğenilen Tiramisumun gerçek tiramisudan ne kadar farklı olduğunu öğrendiğimde oldukça şaşırdım... Ben sadece peyniri farklı, içine bir de likör koyuyorsun v.b gibi farklı var sanıyordum... (İçine alkol de konulmuyor.) İtalyan restoranında aldığım yemek dersi sonrasında, ne kadar yanıldığımı anladım... Hatta Şef'e "ben pişirerek yapıyorum, o da olabilir mi" dedim ama o da "Senin yaptığın Selcan usulü tatlı olur, onun Tiramisu'yla alakası yok" dedi... Olsun İtalya'da yaşamadığımıza göre ben sevgili Selcan Tiramisu'ma devam ediyor olacağım :) ara sıra da, İtalyan konseptinde yemek daveti verirsem o zaman gerçeğini de yaparım... Bu arada başka bir şey daha öğrendim, Tiramisu, "Beni yukarı kaldır" demekmiş, yemek sonrası, rehavet çöktüğünde, içindeki kahveyle bizi kendimize getiren bir tatlı olduğu için böyle deniyormuş. O zaman tarifini vereyim, siz de isterseniz deneyin...

Malzeme:

4 yumurta
4 çorba kaşığı pudra şekeri (tepeleme dolu)
250 g mascarpone peyniri - (Türkiye'de yabancı markalar oldukça pahalı olduğu için tatlılarda oldukça iyi performans gösteren İçim Labne'yi deneyebilirsiniz. Kaanlar markalı mascarpone peyniri de var ama Labne'nin tadı sanırım bizim damak tadımıza daha uygun)
1 paket savoiardi veya kedidili (Perle marka olanı deneyebilirsiniz.)
1 bardak kahve (moka, espresso, nescafe - biz derste moka kullanmıştık.)

Yapılışı:

1-2 kaşık nescafeyi geniş bir kaba koyun, üzerine 200 ml (1 bardak) sıcak su ekleyin. Kahveyi yaptıktan sonra ılınması için biraz karıştırın veya bekletin. Kahve ılındıktan sonra, kedidillerini kahvenin içerisine batırıp - ancak çok bekletmeyin, 2-3 sn batırın, her tarafının ıslanmasını sağlayın fakat kesinlikle kahveyi emip yumuşamasın- Tiramisu'yu yapacağınız kaba dizin. Kedidilerinin uçları hafif yuvarlak olduğu için, dilerseniz bunları kesip dikdörtgen haline getirebilirsiniz. Böylece yanyana dizmek çok daha kolay olacaktır.
Yumurtanın sarılarını ve beyazlarını iki farklı kaba ayırın. Yumurta beyazlarını ve tepeleme dolu 2 çorba kaşığı pudra şekerini, (1 tutam tuz ekleyin) bembeyaz ve yoğun bir karışım elde edinceye kadar çırpın. Daha sonra yumurta sarılarını ve tepeleme dolu 2 çorba kaşığı pudra şekerini açık sarı bir renk elde edene kadar çırpın. Mascarpone veya labne peynirinin, yumurta sarısı ve pudra şekerinden yaptığımız karışımın içerisine bir tahta kaşık yardımı ile ekleyin ve karıştırın. Elde ettiğiniz iki kremayı karıştırın, beyaz kremayı açık sarı kremanın içerisine ekleyin. Tatlı kabınıza dizdiğiniz kedidillerinin üzerine bu kremayı yayın, bir sıra daha kahveye batırılmış kedidili ve krema katı yapın, dilerseniz kremayı üzerine koymadan altı kısma damla çikolata da serpebilirsiniz. Minimum 2 saat buzdolabına koyun. Eğer aynı gün içerisinde servis edecekseniz, üzerine kakaoyu serptikten sonra buzdolabına koyabilirsiniz. Ancak bir gün önce yapıyorsanız, kakaoyu servis etmeden hemen önce serpmenizi öneriyorum. (Kakao kremadan dolayı ıslanıp, koyulaşıyor, tadı ve görüntüsü de garip oluyor...)

Umarım, bu İtalyan stili tiramisu'yu beğenirsiniz, ben çooook beğendim :)

Afiyet olsun,
Sevgiler,
Selcan

5 Aralık 2010 Pazar

Roman Style Artichokes - Roman Usulü Enginar















İlk tarifimiz yemek kursumun birinci yemeği olan Enginar... Bizim pişirdiğimiz ve bildiğimiz şekillerden oldukça farklı olan bir yemekti, tadı da öyle güzeldi ki, çok sevdim, hemen paylaşmak istiyorum;



Malzeme:

4 adet Enginar (saplı, evde kendimiz ayıklayacağız, nispeten daha küçükleri seçmeye çalışalım.)
Bir kaç adet maydanoz / bir kaç adet nane yaprağı
1 diş sarımsak
4 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
1/2 su bardağı ılık su
Tuz/karabiber

Yapılışı:

Bizim yaptığımız enginarlar, İtalya'da "violetti" diye adlandırılan, dışı biraz morumsuz ve çok küçük olanlardı. Bizde o tip bir enginar hiç görmedim, bizimkilerin daha küçük ve daha az geniş olanlarından seçeceğiz. Evde ayıklayacağız; gerçekten o kadar da zor değil, hatta şefin nasıl ayıkladığını gösteren bir video bile çektim :):) ama burada error verdiği için yayınlayamıyorum. :(

Dış kısımlarını daha açık yeşil kısım ortaya çıkana kadar ayıklıyoruz. Renkleri kararmasın /oksitlenmesin diye bir parça limon ile her tarafını ovuyoruz. Sap kısmının yarısını kesip, yarısını bırakıyoruz. Sapı üzerindeki dikenimsi parçalardan kurtulmak için, üst deri gibi parçayı bıçak yardımıyla alıyoruz. Bir nevi soyuyoruz, havucun üstündeki hafif siyah kısımları soyar gibi...

Enginar'ın kalbine ulaşmak için, avucumuzun iç kısmına oturttuğumuz enginarı, döndürerek kesiyoruz. Çok da fazla kesmeyelim ki Enginar'ın kalbi de kesilen dış yapraklar ile birlikte gitmesin, o yaprakların iç kısımlarını dolduracağız.

Kesme tahtasında, maydonoz, nane yaprağı, 1 diş sarımsağı bıçakla ince ince kıyalım. Üzerine tuz serpelim. Ayıkladığımız sap enginarların üzerine, bu karışımı parmaklarımız ile dolduralım.

4 çorba kaşığı zeytinyağı koyduğumuz tavaya, enginarları, sapları üste gelecek şekilde yerleştirelim, bir kaç dakika - enginar kalbi kısmı kızarana kadar- kızartalım. Daha sonra 1/2 su bardağı ılık suyu koyalım ve tencerenin kapağını kapatarak 20-25 dakika kadar kısık ateşte pişirelim. Pişme süreleri enginar tiplerine göre değiştiği için, şefin tavsiyesi pişip pişmediğini kontrol edin...

Ve bunları sıcak olarak servis edin, tadı gerçekten muhteşemdi, hem de misafirleri için oldukça farklı bir yemek...

Afiyet Olsun,

Sevgiler,

Selcan

Bayram'da Roma, Roma'da Yemek Pişirme Dersi :)


Kurban Bayramı'nda eşimle birlikte Roma'ya gittik... Gitmeden önce yemek pişirmeyi öğrenme hevesim ve ilgimle doğru orantılı olarak, gitmişken oradan günlük yemek kursu workshop'larına katılabileceğimi düşündüm... Aslında ilk etapta aradığım dondurma (gelato) kurslarıydı, fakat bulamayınca belki içinde vardı diye düşünerek "cooking class" olarak aradım hatta tam olarak "cooking classes in Rome" olarak aradım :) Ve karşıma, http://www.cookingclassesinrome.com/
diye bir site çıktı :) işte hayatta bu kadar net / basit / anlaşılır olacaksın :) Chef Andrea Consoli'yi bu girişimden dolayı bir kez daha tebrik ediyorum, parayı akıllı olanlar kazanıyor :)

14 Kasım'da Roma'ya gittik, ilk gün şehir turumuz vardı, tek kelimeyle " muhteşem" bir şehir... Tarih kokuyor, her yerde tarihin izleri var ve insanlar çok iyi bir şekilde sahip çıkıp, korumuşlar. 15 Kasım'da yemek kursum vardı. Google Maps'den yerini buldum. İlk kalacağımız bölgeye çok daha yakındı; sonradan otelimizin yeri değişti ve yaklaşık 5-6 km'lik bir mesafedeydik. Eşimle birlikte başladık yürümeye, yürü yürü yürü.... 1 saat 10 dk'lık bir yolculuktan sonra vardık, canım fedakar eşime çok teşekkür ederim, bu fırsatı kaçırmamam için, beni tam 5 saat hiç bilmediği bir şehirde dışarıda dolaşarak, bekledi...

Chef Andrea Consoli'nin kız arkadaşı Erica ile birlikte işlettiği "Le Fate Resturant" adında bir restoranı var. (Roma'da bir çok restoran saat 14:-19:00 arasında kapalıymış, gerçi ben pek görmedim ama herhalde bu öğrenilmiş çaresizlik ile önceden yemeğimizi yiyince ihtiyacımız da olmamış olabilir...)
Le Fate Restaurant, Viale Di Trastevere, No: 130'da yer alıyor.
lefaterestaurant.it‎

Chef, Roman style cuisine'e sahip ve bu tipte yemekler yapıyor. Yemekleri yapış, pişiriş ve sunuş şekli eski Roma kökenine dayanıyor. Ailesinin restoranında çalışmaya başlamış, 5-6 yaşından beri bu ilin mutfağında :) 4 sene Amerika'ya San Fransisco'ya gidip orada çalışmış, geri dönüp restoranının başına geçmiş...

Ödeme v.b detaylar ile ilgili şefle mailleşirken, menu ile ilgili herhangi bir kısıtım / yapmak istediğimiz bir şey var mı önceden onu öğrenmek istemiş.. Ben de domuz eti yapmayalım, çünkü ileride bu yemekleri misafirlerime ikram edeceğim, öğrendiğim şekilde ikram etmek isterim dedim.

Menumuz şöyleydi;


  • Başlangıç: Roman Style Artichokes - Roman usulü Enginar

  • Ana yemek: Home made Fettucine with fresh tomato and basil - Taze domates ve fesleğenli ev yapımı Fettucine

  • İkinci yemek: Beef Carpaccio with arugola and mushrooms - Rokalı ve Mantarlı Dana Carpaccio (pişmiş)

  • Tatlı: Italian Tiramisu - İtalyan Tiramisu

Çooook anlattığım için tarifler, bir sonraki yazımda...